7 Ekim 2013 Pazartesi

Yaşamak



"Yaşamak" kelimesinin anlamı herkes için farklı. Herkes başka başka anlamlar yükler  kendince yaşamaya.  en çok insana yakışmaz yaşamak. Beceremez çünkü insan.

Yanıbaşındaki mutluluğu göremez. Güzelliklere kapar kalbini. Doğru şeylere kapar beynini. Devekuşu misali kafasını gömer geçmişine, başarısızlıklarına, olumsuzluklara. Görürsün, dokunursun ama o kadar. İnsanlar o kadar muhtaç ki mutluluğa, acıdan keyif almaya çalışıyorlar. Güçlü olmanın acıyla yaşamak olduğunu sanıyorlar. Kendi yarattıkları dünyalarının içini acı, öfke, mutsuzluk ile doldurduklarında ve bunlarla nefes alıp, vermeye devam ettikçe güçlendiklerini düşünüyorlar.
İnsanlar perişan bir hayat sürmek istiyorlar. Kötü olmak istiyorlar. Dostoyevski, Bukowski kitaplarında geçen o sefil, perişan, 2. birayı almaya gücü olmayan adamlar gibi olmak istiyorlar. Bu adamlardan birşey bekleyemezsin çünkü. Kimse onlara birşey diyemez. Zaten kötüdür, perişandır, zavallıdır. Bir insan kendine bunu neden yapar? Kolaya mı kaçar?

En çok insanlar beceremez yaşamayı. Sevildiğini anlamaz, sevmekten korkar. Sevgisini anlamayan insanların, kötü bir patronun esiri olur. Hiç birşeyin daha iyisini hakettiğini düşünmez. Daha iyisi için hiçbir şey yapmaz. Sevildiğinin değerini bilmez, sevmenin güzelliğini yeniden keşfetmez, işinde mutluysa maaşını beğenmez, kendini sevmez, arkadaşını beğenmez, sevgilisini beğenmez. İnsanların çizdiği kalıplara karşı durduğu halde aynı kalıplara arkadaşını, sevgilisini sokmaya çalışır. Yetinmek nedir unutur.

Yaşamak dediğin şey; biraz sevmek, biraz sevilmek, biraz çalışmak, biraz kazanmak, biraz sahip olmak, biraz yetinmek, biraz ait olmak, biraz mutluluk, biraz güç, biraz hüzün. Birle yetinmeyi bilmeyene birazla yetin demek, devekuşuna uç, uçamıyorsan koş demek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder